Abdestin önemi anlatılırken sık sık bir hadise ait olan şu ibareyi duyarsınız: “Vay ateşten o topukların haline… “.

Sahih hadis kitaplarında  yer alan bu ifadenin geçtiği hadise ve tercümesine  bir bakalım:

 ونحن نتوضأ فجعلنا نمسح على أرجلنا فنادى بأعلى صوته ويل للأعقاب من النار مرتين أو ثلاثا

“Biz abdest alırken ayaklarımızın üzerine mesh ediyorduk. (Hz. Peygamber) en yüksek sesiyle iki veya üç defa  ‘Vay ateşten o topukların haline..‘ diye seslendi.” [Buhari: 1/22]

Umumi kanaat bu şekildedir. Abdestini dahi tam almayan ateşte yanacağına göre hiç abdest almayanın hali acep nice olur diye bir sürü vaazlar, nasihatlar, kitaplar vs. ile muhatap olursunuz. Bir yandan eyvah çekerken diğer taraftan da aklınıza farklı düşünceler gelir. Eksik olsa bile abdest alan biri  neden ateşte yansın ki? Kötü niyetle yapılmayan bu kadar  küçük bir kusurun karşılığı neden bu kadar büyük olsun ki? İstisnasız tüm tercümeler “NAR” kelimesine  “ATEŞ” karşılığını vermiştir. Gerçekten “Nar” kelimesi her yerde her zaman ateş manasına gelir mi, başka manası yok mu acaba?

O7 KELİME ANALİZ

Yazılarımızı okuyanlar bilecektir; her kelime her yerde aynı manaya gelmez. Kelimelerin bir kök manası vardır,  bir de o kök manadan türemiş onlarca dal budak hükmünde  başka manalar vardır. Kuran ve hadislerin kök manayı esas aldığını görmekteyiz. İnsanların belli bir zaman ve zemine bağlı olan  kullanımlarının, Kuran ayetlerini ve Peygamber sözlerini açıklamaktan aciz olduğuna defalarca şahit olduğumuz için,  bu hadiste geçen NAR kelimesine verilen “ateş” manasını da kuşkuyla karşılayarak bir araştırma yapma gereğini hissettik. Ortaya çıkan sonuç bizi hiç şaşırtmadı. Cünkü,  “nar:ateş” tercümesinin doğru olmadığı çok açık ve net bir şekilde ortaya çıktı.

1- NAR=> ATEŞ = iki zıt şey, alaca: sıcak-soğuk, ak-kara,ışık-aydınlık

“Güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar” diye tercüme edilen hadisi,  mana olarak, tashih ettiğimiz yazımızda, şeytanın ateşten yaratıldığını ve ateşin “iki zıt şey-alaca” anlamına  geldiğini anlatmıştık. Çünkü ateş,  hem ışık (alev) hem de karanlığı (duman ve külü)  kapsar. İki farklı renge, siyah ve beyaza biz ALACA deriz. Şeydan bu özelliğe sahiptir. Hadislerde de anlatıldığı gibi yalan da söyler doğru da; çoğu zaman batılı gösterirken bazen sureti haktan görünür  ve güzel şeyler telkin eder. Bu ikili özellik, kendisinden yaratıldığı ATEŞİN özelliğidir. Yukardaki hadis dikkatle incelenirse görülecektir ki, sahabiler ikindi namazı kaçmasın diye acele abdest almaktadır  ve bu arada muhtemelen  topukları, geri de olduğu veya  görülemediği  için,  yıkamayı terketmişlerdir. Yani ayakların bir kısmı yıkanmış hatta çoğu yıkanmış ama küçük bir bölümü yıkanmamıştır. Biz buna Türkçe’de alaca bulaca deriz. İşte Peygamberimizin uyarısına muhatap olan bu alaca durumdur: yıkanan ve yıkanmayan yerler.

Bu yoruma göre Peygamberimiz,  “VAY O TOPUKTAKİ ALACALIĞA...” demiştir denebilir.

Bu yoruma bizi götüren NAR kelimesinin “alaca, iki zıt, renkli, farklı” manasıdır.

2- NAR=> damga, iz, alamet demektir

Araplar hayvanlarına ateşte kızdırılmış demirle  damga vururlardı ve buna NAR derlerdi. Damgalanan kısım haliyle diğer taraftan ayrıdır, deri yanmış ve beyazlamıştır, artık  diğer bölgelerden farklıdır, yani ALACADIR. Aynen topukta olduğu gibi küçük bir kısım diğerlerinden farklı.

Bu yoruma göre Peygamberimiz,  “VAY O TOPUKTAKİ ALACALIĞA…” demiştir diyebiliriz.

3- NAR=> Beyazlık, iz,alamet

Ateş(nar) bir yeri yaktığı zaman önce kızarıklık sonra sarılık  ve nihayette beyazlık bırakır.

Yanan yerle yanmayan yerler farklı renktedir,yani ALACA.

Bu durumda, “VAY O TOPUKTAKİ BEYAZLIĞA...” da diyebiliriz.

 

 

4- NAR=> Kuru, yaşın kuruması

Ateş suyu alır götürür ve kurutur, dolayısıyla NAR eşittir kuru demenin hiç bir mahzuru yoktur. Tıpkı ayak anlamına gelen KADEM kelimesinin gitmek ve gelmek manasına gelmesi gibi, çünkü ayak gelme ve gitme işini yapan demektir. Nar(ateş) de kurutma işini yaptığı için NAR kelimesine kolayca kuru manasını verebiliriz. Kuru olan yer, ateşe-NAR’a,  yani güneşe maruz kalmış olan yerdir, ıslak olan yer ise kuruluğun gittiği yani NAR’ın etkisinin giderildiği yerlerdir.

Bu durumda, “VAY O TOPUKTAKİ KURULUĞA...” da diyebiliriz.

5-NAR=>fitne

Fitne kelimesini daha önce açıklamıştık. Fitne, iki zıt ve farklı şeyi birbirinden ayırmak demektir. Altının ateşte saflaşması ve artıklarından kurtulmasına da fitne denir demiştik. İşte hadisteki NAR kelimesi  bu farklılığa işaret etmektedir. Abdestinde ALACALIK var onu gider, saflaş, tek tip ol, ALACA OLMA, yoksa alaca olanları NAR-ATEŞ ayrıştırır.

5- NİR: النِّيرُ =>farklı renkli ip veya bu iplerin bir araya gelmesi, renkli kumaş, resimli-alametli-damgalı kumaş,SİYAH-BEYAZ İP.

Nar kelimesi ile aynı kökten olan NİR kelimesi ateşin-ışığın (NAR-NUR) özelliğini yansıtmaktadır. Bütün renkler ışığın yansıması ile oluşur. Ateş ve ateşin neticesi olan ışık karışıklığı, farklı renkleri yani ALACALIĞI ifade etmektedir. NİR kelimesinin taşıdığı anlamlar, işte bu ateşin işlevi ve yapısı ile doğrudan alakalıdır. Abdest alırken kuru kalan topuklar bir rengi, ıslak olan yer ise başka bir rengi göze yansıttığına göre  bu farklı iki renge ALACA demenin hiç bir mahzuru yoktur.

Bu durumda, “VAY O TOPUKTAKİ ALACALIĞA…” diyebiliriz.

6- NAR=>NUR-IŞIK-PARLAK-BEYAZ

Ateşin (güneşin) vurduğu yer kuruduğu gibi  parlak renge bürünür. NAR-Ateş vurduğu yerde nura-Işığa dönüşür, ışığın ulaşamadığı yerler ise kara görünür. Islak yerler kuru yere göre daha karadır, su değmeyen yerlere daha parlak ve dikkat çekicidir, zaten böyle olmasa Peygamberimizin dikkatini çekmez ve uyarıya sebeb olmazdı. Öyleyse ateş(güneş) vurmasından ve suya maruz kalmamasından dolayı yıkanmayan kısım beyaz-parlak kalmıştır ve uyarı bu bölgeye yapılmıştır.

Bu durumda, “VAY O TOPUKTAKİ BEYAZ VE KURU KALMIŞ YERE…” diyebiliriz.

7- NAR=>savaş-düşmanlık-kin, iki şeyin arasını açmak, sınır-hudud

NAR, karışık iki şeyi birbirinden ayırma anlamında “fitne”  manasına gelir demiştik. Savaş ve düşmanlıkta bir fitnetir ve iki şeyin karşı karşıya gelmesi veya birbirinden ayrılması var: dost-düşman. Nasıl düşmanlık ve sınır  bir bütünün parçalanmasını ifade ediyorsa, abdestte bir bölgenin kuru bırakılması bir bütünlüğün bozulması anlamına gelmektedir. Uyarı bütünlüğün bozulmasınadır, ikiliyedir, şirkedir.

SONUÇ

“Vay ateşten o topukların haline..” diye tercüme edilen Hadis-i Şerif yanlış anlaşılmıştır. İslam’ın tüm esası şirki reddetmek üzerine kuruludur. İkilik ve ikiliğin neticesi olan aşırılığa savaş açmıştır. Bütünlüğü sağlama ve barışı(birleştirme)  temin üzerine ilkelerini kurmuştur. İki yüzlü davranmak, bir işi eksik ve yarım yapmak, İslam toplumunu bölmek, kardeşliği engelleyen kin-nefret-gıybet-yalan-cimrilik-iftira gibi gayri ahlaki davranışlar yasaklanmıştır. Mezkur hadiste  işte bu bütünlüğe bir vurgu vardır. Bizim bildiğimiz azap anlamındaki  ateşin hadisle bir alakası yoktur.

Bu hadiste geçen NAR-ATEŞ kelimesi temelinde eksik ve yarım iş yapmayı, ikili-alaca davranış ve fiili  kınamaktadır. NAR’dan yaratılan ve ikili-alaca davranan ŞEYTAN’ın sıfatlarından müslümanları sakındırmıştır. Zaten acele alınan bir abdest sonucunda bu ikaz yapılmıştır. “Acele şeytandandır” hadisi bu yorumu teyit etmektedir. Peygamberimiz diyor ki sakın acele edip şeytana uyarak işinizi yaram yamalak, alaca bulaca yapmayınız. Müslüman kamildir, tamdır, yarım değildir, yarımların (şirk-şeytan=>ikili) peşinden gitmez.

Aslında abdest esnasında ortaya çıkan bir eksiklik üzerinden genel bir uyarı vardır. Burda asıl vurgu yapılan abdestin eksik olması değil, işin yarım yamalak yapılmasıdır, acele ile hareket edilmesidir. Abdest ve namazın asıl faydası bizim içimizde bir sukunet-huzur meydana getirmesi iken, aksine acele etmeden dolayı bizi sıkıntıya sokması  kabul edilebilir bir şey olmadığı için olsa gerek Peygamber Efendimiz tarafından tepkiyle karşılaşmıştır.

Benzer durumu namazda da görüyoruz: safların sık tutulması, arada boşluk bırakılmaması ve ön saf boş iken arka safa durmamak gibi. Bir hadis, müslümanları “birbirine kenetlenmiş bir yapı” olarak tarif eder. İslam boşluğa, eksikliğe, parçalı olmaya, ikililiğe-münafıklığa asla müsade etmez.

Bu hadiste dikkat çekilen ikili-alacalı  durumu başka hadislerde de görüyoruz:

Hadis-i Şerifi  “eksik abdest alan ateşte yanar” diye yorumlamak, Kuran ve Hadis dilini hiç bilmemek demektir. Belli dönemdeki Arapların dil kullanımını bilmek başka, Kuran ve Hadis dilini bilmek başka!

Her gördüğü şeye “mama” diyen bebekler gibi, her görülen “NAR”  kelimesine “ATEŞ-AZAP-CEHENNEM” dememek gerekir.

Doğru tercümeyi bir kez daha tekrar edelim: “Vay kuru veya alaca topukların haline…

www.kuranla.com

Alıntılarda referans gösteriniz.

03.12.2013