Bilindiği üzere, İslam’ın ilk geldiği dönemde kıble MESCİD-İ AKSA idi. Daha sonra, bir ayetle  artık kıblenin KABE (Mescid-i Haram) olduğu bildirilmiş ve müslümanlar Kabe’ye doğru namazlarını kılmaya başlamışlardı. Neden önce  kıble  Mescid-i Aksa idi ve daha sonra bu iptal edilerek Kabe’ye dönüldü? Bunun sebebinin tarihsel veya kültürel değil,  yaratılış kanunları ile alakalı olabileceğini düşünüyoruz.

Biz insanlar, bir olayın sebeb ve sonucunu hemen etrafa bakarak açıklamaya çalışırız. Lakin Kurani emir ve uygulamaların hikmeti, biz insanların günlük yaşantılarının ve algılarının ötesindedir. Eğer Kuranı anlamada zorluk yaşıyorsanız bizce kainata ve onun nizamına bakın orda cevabı bulacaksınız.

ZEVÇLİ-ZIT ALEMLER

Her şey çift yaratılmıştır. Bu çiftlerin birleşmesi-ayrılması-yer değiştirmesi (alt-üst olma) hayat dediğimiz hareketliliği meydana getirir.

Değişim dediğimiz alt-üst oluşu canlı sansız tüm alemlerde görebiliriz:

  • Ebeveyn-çocuk: İnsanlar çocuklarla nesillerini devam ettirir; zamanı gelince  yer değişirler
  • hücre bölünme: ana hücre bölünerek yavru hücreleri meydana getirir ve böylece kendi devamlılığını sağlar
  • bitki-tohum: bitkiler tohum bırakmasa devamı gelmez
  • artı-eksi: art-eksi enerji değişimi yenilenme ve devamlılığın temelini oluşturur
  • Kutuplar: aynen dağlar ve eksi-artı elektrik yükleri gibi  güney-kuzey kutupları da dengeyi ve değişimi sağlar..
  • toprağı sürme (alt üst etme): Eğer toprağın altını üstüne getirmezseniz  toprak verimsiz hale gelir ve değişim ölüme dönüşür.
  • Volkanlar-deprem ve değişik yarılmalar sonucu oluşan pınarlar, nehirler, bitkiler ve dağlar yerin içinden çıkarak onun dengesini ve yenilenmesini sağlar.

YER DEĞİŞTİREN GÜNEY-KUZEY KUTUPLARI

Kutuplar adeta yeryüzünün direkleridir;  hem çekimsel dengesini sağlar hem de onu zararlı güneş ışınlarından korur. Lakin her şeyin bir ömrü vardır. Nasıl ki yer üstünde yıpranan-eskiyen ve  verim bakımından tükenen toprak, alt-üst edilerek tazeleniyor ve eski gücüne kavuşuyorsa, aynı şekilde kutuplarda zamanı gelince alt üst olur ve yer değiştirir: kuzey kutbu güney kutbu olur ve güney kutbu kuzey kutbu olur.

GÜNEŞ VE KUTUPLARININ YER DEĞİŞTİRMESİ

Her 11 sene de bir güneşin kutupları karşılıklı yer değiştirir. Bunun manası şu: gücü azalan güneş kutupları, yer değişimi ile tekrar eski gücüne kavuşur. Tıpkı yaşlı adam gibi, güneş  de 11 yıllık  döngüsünün sonlarına doğru zayıflar ve enerjisi azalır. Hücreler gibi değişimle  yenilenmesi gerekiyor, işte fıtrat dediğimiz budur ve  her şey için geçerlidir, istisnası yoktur. Aşağıda güneşin bu değişimini anlatan resimleri görüyorsunuz.

DÜNYA VE KUTUPLARIN DEĞİŞİMİ

Dünyanın da güney-kuzay diye  kutupları vardır, Allah’tan güneş kadar hızlı bir değişimi yoktur. Bilim adamlarına göre artık kutupların yer değiştirme zamanı yaklaşıyor. Bu “yaklaşma” ifadesinin bir-kaç bin seneye karşılık geldiğini bu arada belirtelim de kimse korkmasın.

Kutuplar, dünyanın çekim merkezi olan mağmadaki (ateş küre) dalgalanmaların bir sonucudur. Belli bir süre bu dalgalar X istikametinde iken daha sonra bu dalgalanmaların yönü  tersine değişmektedir. İşte buna kutupların yer değiştirmesi diyoruz. Aynen güneşte olduğu gibi bu zıt yönlü değişimler dünya da hem bir değişim meydana getirir hem de kendi iç dengesini korur. Tıpkı zıt hareketlerle(ileri-geri)  kirli bir çamaşırın temizlenmesi veya gel-git  hareketlerle suyu demizleyen deniz dalgaları gibi, yerküre de kendini arındırmaktadır, yenilenmektedir, gücünü tazelemektedir.

MEVSİMLER DEĞİŞİR

Dünyamızın güneşe olan eğimi mevsimleri meydana getirmektedir. Şu anda 23 civarında olan eğim, 25 küsür zirve dereceğe vardığında  mevsimler 180 derecelik değişime uğramış olur, yani yaz kışa ve  kış  yaza  dönüşür.  Bir zamanlar kurak olan yerler verimli ve verimli olan alanlar ise verimsiz olur. Tabir caizse toprağın alt-üst olarak yenilenmesi gibi, mevsimsel değişimler sonucu   toprak bir tür nadasa bırakılır. Yani verimli diye çok işlenen topraklar mecburen terkedilir ve daha önce verimsiz diye ekilip dikilmeyen yerler ise olumlu iklim sayesinde yeniden tarım alanı olarak kullanılır.

7 bin yıl önce çok büyük bir iklimsel değişim yaşandığını ve artık bu dönemin sonuna yaklaştığımızı bilim adamları söylemektedir. 180 derecelik mevsimsel değişimlerin ise  bir kaç bin sene de bir olduğu söylenmektedir..

DİLLER DEĞİŞİR

Arapça’nın en son versiyonu olduğu semitik diller gurubu ilk dildir ve sağdan sola doğru yazılır. Bu dillerden neşet eden sonraki diller  ise soldan sağa doğrudur. Bu değişim aynen kutupların değişimi gibidir. Sadece yazı değil harflerin de yeri değişmiştir, böylece bir zenginlik ve gelişme sağlanmıştır. Biz hem dillerin yazım yönünün  hem de bir kelimeyi meydana getiren harflerin yer değişimini (h-md=m-d-h=d-m-h gibi) doğal bir değişim olarak görüyoruz. Belki de zihinsel gelişimle alakalıdır. Çünkü sağ başlangıcı ifade eder, sol ise ondan uzaklaşmayı ve zıddını  gösterir. Kuran’ın sağ-ve sol diye ayırım yapması bu hikmetin başka türlü bir yansımasıdır. İnsan beyni sağ-sol diye iki parçadan oluşur. Dillerdeki bu değişimin beyindeki zevçli-zıdlı-eşli  gelişimin bir sonucu olduğunu düşünmek hiçte yanlış olmaz. Bu meyanda  “Son Adem ve ayna nöronlar”  yazımızı tavsiye ederiz.

YERLER VE GÖKLER DE DEĞİŞİR

Kuran, kıyamet denen süreçte  yerler ve göklerin alternatifleri ile yer değiştireceğini haber vermektedir, yani eskiyen  yer ve gök yenilenecek. Zaten kıyamet kelimesinin diğer bir manası “ikilenme-bölünme-parçalanma-yeni bir kavim-gurup oluşturma” demektir.

YER KÜRE VE İKİ DİREĞİ

Kutuplar dediğmiz manyetik alanları yeryüzünün direkleri olarak  düşünmek yanlış olmasa gerek. Kuran “biz gökleri görünmez direkli-destekli-dayanaklı yarattık” derken çekim dengesine dayalı bu manyetik alanları kastetmiş olabilir. Gökler ve yer adeta bir elmanın iki yarısı olduğuna göre  bu direkler ikisi arasındaki dengeye işaret etmektedir.  Kimbilir belki bir çok direk-kutup-manyetik alan vardır, biz en sağlam ihtimal olan ZEVÇ-iki eksen üzerinde duralım.

İKİ KIBLE-İKİ EKSEN-İKİ DİREK: KABE VE MESCİD-AKSA

KABE=> İLK KIBLE- İLK EKSEN: Kuran, Kabe’nin ilk ev-merkez-eksen olduğunu bize haber vermektedir. Zaten Hz. Adem ve Havva’nın bu bölgede birbirine kavuştuğunu ve ilk neslin burdan yayıldığına inanmaktayız. İnsanlık ilk gelişimini bu bölge ekseninde tamamlamıştır.

Kısaca, bilinenlerin aksine Mescid-i Aksa ilk kıble değildi, Kabe ilk kıbleydi ve ilk namaz Kabe’ye doğru kılınmıştı. İnsanların ilk toplandığı merkez burasıydı

MESCİD-İ AKSA=> İKİNCİ KIBLE-EKSEN

Uzun bir müddet  Mekke bölgesinde yaşayan insanlık daha sonra muhtemelen iklim değişiminden dolayı kuzeye göç etmiştir. “Mekke ve çevresi başlangıçta çok verimli ve sulak bir bölgeydi” mealindeki  coğrafi bilgimiz bunu doğrulamaktadır.

Mescid-i Aksa “uzak toplanma yeri” demektir. Nereye göre uzak? Tabiki Kabe’ye göre uzak, ilk eksen-kıble orasıdır çünkü. Sonra, Mescid-i Aksa’yıda içine alan kuzey (şimal-şam) bölgesi medeniyetlerin merkezi olmuştur, diğer bir ifadesiyle kıblesi olmuştur.

Kuran bu bölgenin(filistin-ürdün-ırak-suriye)  bereketlendirildiğini bize haber vermektedir. Yukarda anlatmaya çalıştığımız gibi büyük iklim değişimleri,  beraberinde  insan hareketliliğini  ve bilimsel kültürel değişimi de getirmektedir. Bir zamanlar güney kısmı (KABE) verimli iken-merkez iken, daha sonra kuzey kısmı (MESCİD-i AKSA civarı) münbit hale gelmiş ve bu sefer insanlar orada toplanmış, dolayısıyla peygamberler de oraya gelmiş. Bunun tabi sonucu olarak da kıble burası olmuş, boş-terkedilmiş KABE bölgesinin kıble olmasının artık bir hikmeti kalmamış.

KABE=> tekrar yeniden kıble: asla dönüş

Kabe ve havalisi insanların artık terkettiği bir yerdi, ilahi bir emirle kuzeyden gelen Hz. İbrahim tamamen terkedilmiş olan Mekke’yi ihya etmiş ve tekrar çekim merkezi haline gelmesi için ilk adımı atmıştır. Hz. İbrahim’in torunu olan Hz. Muhammed’le bu bölge tekrar eski haline kavuşmuş ve çekim merkezi haline gelmiştir. Tekrar eski gücüne kavuşan Kabe’nin yeniden kıble ünvanına sahip olmasının da anlaşılmayacak tarafı bizce yoktur.

HER ŞEY ASLINA DÖNER

Bu kainattaki hareket tarzı dairevidir. Her şey başladığı noktada biter. Kıble meselesi de aynen böyle olmuştur. İlk başkangıç KABE  olmuştur, tamamlanması yine KABE’de olmuştur. Mescid-i Aksa Kabe’nin adeta zevcidir, alternatifidir, vekilidir. ASIL ORTAYA ÇIKINCA VEKİLİN HÜKMÜ BİTER. Kabe tekrar Hz. Muhammed’le eski caziebesine kavuşunca  artık Mescid-i Aksa’nın görevi  devretme zamanı gelmişti.

 

KABE ve MESCİD-İ AKSA yer ve göğün iki direği-ekseni-kıblesidir

Kabe ve altın oranı

Onbinlerce yıl öncesinden de bilinen bir yaratılış kuralı vardır: Altın oranı.

Bu birbirine bağlı-yakın iki şey arasındaki orandır. Mesela eklemlerimiz arasındaki mesafede bu oran vardır. Bu oran 1.62 (1.618) dir. Bu orana sahip olmayan yapılar  estetik değildir, dengede değildir, belki  uzun ömürlü de değildir.

Kabe, işte bu orana sahiptir ve yeryüzünün tam merkezindedir. Tam merkez, matematiksel tam orta değil aksine 1.62′lik bir orandır. Yumurta sarısında, hücre merkezinde, belki yerkürenin merkezi olan mağmada bu oranı görebilirsiniz.

Kabe’nin kutuplara uzaklığı:

Kuzey kutup: 7,631 km
Ekvator: 2,371 km
Güney kutup: 12,373 km

Eğer güney kutup ile kuzey kutub mesafesini birbirine bölerseniz  karşınıza 1.62  oranı çıkacaktır.

Kuran, Kabe’nin  yeryüzünün merkezi olduğunu söylüyorsa, bilimin bunun aksini söylemesi zaten imkansızdır.

MESCİD-İ HARAM(KABE) VE MESCİD-İ AKSA BİR ELMANIN İKİ YARISIDIR

Biz Mescid-i Aksa’nın Kabe’nin zevci-eşi-zıddı olduğunu yukarda söylemiştik.

Kutuplar ve manyetik alanların  mağma hareketleri sonucunda oluştuğunu ve burdan çıktığını da söylemiştik. Bu durumda mağmadan iki eşit-zevç ama birbirine zıd  iki farklı manyetik alanın oluşması gerekir ve bu iki çiftin birbirine yakın olması da gerekir, çünkü ikincisi birincisinden oluşmaktadır ve haliyle ona yakındır. Gelin sözü uzatmadan  mağma merkezli   güney ve kuzey kutupların merkezine bakalım:

Yukardaki resimde   adeta ikiye bölünmüş bir elma görmektesiniz. Resime dikkatli bakınca  simetrik iki bölümün başlangıç halkalarının ekvator çizgisinin üstünde olduğunu göreceksiniz. Kabe ve ikizi Mescid-i Aksa’nın ekvator çizgisi üstünde olduğunu  burada zikretmiş olalım. Dahası var, Kabe ile ikizi arasındaki mesafe sadece 1234 kmdir, yani 20 bin km’lik güney-kuzey mesafesine göre: 1/16 gibi oldukça dar bir alan, tıpkı resimde gösterildiği gibi.

MESCİD-HARAM ve MESCİD-İ AKSA: KURAN’A GÖRE DE BİR ELMANIN İKİ YARISIDIR

“Yönünü Mescid-i Haram tarafına dön” mealindeki ayette,  “taraf”  anlamında ŞATR kelimesi kullanılmıştır. ŞATR kelimesi sözlüklerde “kesmek-bölmek” anlamına gelir. O7 harf analizinde ise “iki eş taraf-yön-yol” manasına gelir:

Kuran, ŞATR kelimesi ile iki kıble olduğunu ve bunlardan ilkinin  kastedildiğini bize haber vermektedir. Ş harfinin ayrıca  “baş-başlangıç-ilk” anlamına da geldiğini söylemekte fayda var.

SONUÇ

Mescid-i Haram(KABE) ilk kıbledir, Mescid-i Aksa ise onun zevcidir-eşidir-ikincisidir, tabir caizse vekildir, tıpkı erkeğin olmadığı yerde  eşinin ona vekalet etmesi gibi.

İki kıble olması  yaratılış gereğidir, her şey çift-eşli-zıtlı-ikili yaratılmıştır. Hayat bu çiftlerin-zıtların deveranından ibarettir. Yorulan eskiyen gider veya dinlenir, onun yerine yardımcısı gelir, sonra dinlenen asıl görevi tekrar geri alır. Kabe (güney) önce merkezdi, kıbleydi, verimli arazilere sahipti, sonra tükendi, yoruldu ve yerini kuzeye bıraktı ve orası merkez-kıble oldu, sonra dinlenen güney(KABE)  görevi tekrar geri aldı. Böylece başa dönülmüş oldu. Tekrar bir devir daha olurmu sorusuna cevap hayır, zira son peygamber geldi ve artık güneyi ve kuzeyi ile tüm dünya yoruldu. Artık bambaşka bir başlangıca ihtiyaç var ona da kıyamet diyoruz.

Kabe’nin tekrar kıble olması kainattaki bir döngünün sonucudur, bazı sahabilerin Kabe arzusu sadece bir istekdir yoksa kıble değişimin gerekçesi değildir. Elma olgunlaşmadan yenilmez, yere düşmez, zamanı gelmeyen olayların istenmesi onun gerçekleşmesinin dayanağı değildir.

www.kuranla.com

Alıntılarda lütfen referans gösteriniz

10.12.2013